GMK Röportajlar #49: Selen Selviler Özüekren
GMK Röportajlar dizisinin 49. konuğu Selen Selviler Özüekren. Üyemizle marka kimliği ile mekân tasarımını buluşturan disiplinlerarası yaklaşımını, tasarım yolculuğunu ve mesleğin geleceğini konuştuk.
- Yazar 61f10a7123e84, 03.07.2026
GMK Röportajlar dizisinin 49. konuğu Selen Selviler Özüekren. 2007’den bu yana GMK üyesi olan tasarımcı, işlerinde marka kimliği ile mekân tasarımını buluşturan disiplinlerarası bir yaklaşımı benimsiyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı (VCD) mezunu olan Özüekren'e göre, mesleki alanda fikrî hak bilinci hâlâ yeterli düzeyde değil. Bu bağlamda, konsept tasarımını ön çalışma olarak gören, yaklaşım ve konkur sunumlarını yaratıcı ekipten görev gibi bekleyen anlayışın hâlâ baskın oluşuna dikkat çekiyor. Çalışmalarını ortak kurucusu olduğu Karbon’da sürdüren üyemizle grafik tasarıma giden yolculuğunu, profesyonel çalışmalarını, disiplinlerarası yaklaşımını ve mesleğin geleceğini konuştuk.*

Grafik tasarımcı olmaya nasıl karar verdiniz? Bize serüveninizden bahseder misiniz?
Güzel sanatlara ilgi duyan bir sayısal öğrencisi olarak sanatla en güçlü bağ kurabileceğim alanın mimarlık olduğunu düşünüyordum. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde tasarımın temellerini güçlü biçimde kavradığım, değerli bir eğitim aldım. Mimar olarak çalışmasam da mimarlığın kazandırdığı mekânsal düşünme ve analiz becerisi tasarımcı kimliğimin önemli bir parçası oldu.
Üniversite eğitimi dijitalin hayatımıza hızla girdiği döneme denk geldi. Dijital tasarım epey ilgimi çekiyordu. Mezuniyet sonrasında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin bir ilanıyla Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nün sektöre iş üreten tasarım ekibine katıldım. Kısa süre sonra da araştırma görevlisi oldum. Prof. Dr. İhsan Derman’ın öncülüğünde, tasarım eğitimini dijitalle güçlü biçimde ilişkilendiren bu bölüm benim için bambaşka bir dünyaydı. O dönem bölüm ilk mezunlarını vermeye hazırlanırken aynı zamanda yükseklisans programını açıyordu. Ben bu programın ilk öğrencilerinden biri oldum. Elif Ayiter’in Tipografi derslerini hem araştırma görevlisi hem öğrenci gibi takip ederken Esen Karol ve Uğur Tanyeli gibi değerli isimlerden de dersler aldım. Bu süreçte ne yapmak istediğim giderek netleşti.
Yükseklisansımı tamamladıktan sonra Pratt Institute Communication Design yükseklisans programına devam ettim, aynı zamanda aktif olarak çalıştım. 2005 yılında büyük bir heyecan ve biraz da naif bir cesaretle Karbon’u kurduk. 2009’a kadar İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Basic Design (Temel Tasarım) dersleri verdim. Sonra da tamamen Karbon’a odaklandım.
Bugün geriye baktığımda, mimarlıktan görsel iletişim tasarımına uzanan bu yolculukta her durağın beni bir sonrakine taşıdığını görüyorum. Tasarımın farklı ölçekleri arasında gezinen bu hikâyeyi seviyorum.

Carmelo Coffee, kimlik ve görsel dünya tasarımı, 2022 (Burak Ersöz ve Kübra Bayrakdar ile)
İletişim tasarımında ilgi duyduğunuz/çalıştığınız spesifik bir alan var mı?
İletişim tasarımında en çok ilgimi çeken alan, marka kimliği ile mekân kimliğinin kesiştiği yer diyebilirim. Özellikle bir markanın yalnızca logosu, dili ya da görsel sistemiyle değil, mekânı, tasarımı ve ziyaretçisiyle temas kuran tüm görsel yüzeyleriyle ele alınması beni her zaman çok heyecanlandırdı. Karbon’da da zaman içinde bu yaklaşımı besleyen özel bir yapılanma oluştu. Ben marka ve iletişime odaklanırken Karbon’un kurucu ortağı Akgün Özüekren aktif olarak mimarlık pratiğini sürdürüyor, aynı zamanda Endüstriyel Ürün Tasarımı alanında yükseklisans yapıyordu. Kısa bir süre sonra, alanlarımız arasına keskin sınırlar koymadan birlikte fikir üretmeye ve ortak projeler geliştirmeye başladık. Bu yaklaşım, Karbon’un bugün hâlâ en güçlü taraflarından biri. Yaklaşık 20 yıllık süreçte özellikle gıda perakendesi, yeme-içme, ofis ve sergileme projelerinde çalıştık; konsept geliştirmeden marka kimliğine, iletişim dilinden mekân tasarımına uzanan bütüncül işler yaptık. Bu nedenle benim için iletişim tasarımının en heyecan verici alanı, markanın görünürlüğünü çok boyutlu bir deneyim olarak tasarlayabildiğimiz bu disiplinlerarası alan.

Nathalie Stoyanof Suda, Nathalie’den Yaşanmış Tarifler, kitap tasarımı, 2025, fotoğraf: Umut Töre, styling: Selin Bağçacı
Sizce bir tasarımcının tasarım anlayışı ile müşterinin beklentileri veya kararları arasında nasıl bir denge olmalı?
Tasarımcı egosuna ve müşteri beğenisine gereğinden fazla alan açmadan, markanın ihtiyacını merkeze alabilmenin ideal denge olduğunu düşünüyorum. Kişisel beğenimle ya da müşterinin beğenisiyle yola çıkmaktansa rasyonel ve objektif bir bakış açısıyla markanın hikâyesi ve mesajına sözü bırakırım. Özellikle marka personasını müşterinin kişisel beğenisinden bağımsızlaştırabildiğimiz projelerde çok daha doğru ve uzun ömürlü kararlar alınabildiğini düşünüyorum.
Diğer taraftan, müşteriyi gerçekten dinlemenin de bu sürecin önemli bir parçası olduğuna inanıyorum. Farklı bir iş kolunu anlamaya çalışmak, o sektörün dinamiklerini ve müşterinin deneyimini dikkate almak tasarım sürecini zenginleştiriyor. Bugüne kadar çalıştığım müşterilerden çok şey öğrendim. Bu yüzden benim için denge, tasarımcının bilgisini müşterinin sektörel deneyimiyle buluşturmak ve doğru soruları sorup doğru çözümleri bulabilmek.
Yaptığınız işler arasında sizin için en önemli olanlar hangileri?
Müşterilerimizi daima birebir tanımak ve dinlemek istedim. Reklam ajansı dünyasının kulaktan kulağa aktarılan brifleri hiç bana göre değildi. Ekibim bu konuda diretmemle eğlense de hâlâ müşterimle konuşurken gözünün içine bakmak isterim. Çoğunlukla ilk fikirlerim de bu konuşmalardan çıkar.
Yaptığımız işler arasında, 2008-2025 yıllarında birlikte çalıştığımız Beyaz Fırın, güçlü bir iletişim bağı kurabildiğimiz, çalışma kapsamımızın oldukça geniş olduğu özel bir marka oldu. Markanın gençleştirilmesi ve kimliğin bu doğrultuda elden geçirilmesiyle başladık. Marka kimliğinden hikâyesine, ambalaj tasarımından mimari tasarımına uzanan farklı ve keyifli işler yaptık. İki asırlık bir markanın hikâyesini anlatırken kendimizi de zaman zaman o hikâyenin parçası olarak bulduk. Bu çalışma Karbon’un mimarlık ve görsel tasarımı birlikte geliştiren multidisipliner yapısının da temeliydi. Birlikte çalıştığımız bu süreçte Beyaz Fırın’ı kendi içerisindeki ajans ve mimar egolarının çekişmesinden de arındırmış olduk. Aynı ekibin elinden çıkan bütüncül yaklaşımla, aynı dili konuşan mekânlar ve marka iletişimi kurgulamayı başardık.

Beyaz Fırın, menü tasarımı, 2024, fotoğraf: Umut Töre, styling: Selin Bağçacı

Beyaz Fırın, sosyal medya gönderi, dijital ekran ve ambalaj tasarımı, 2020-2024 (Kübra Bayrakdar ve Burak Ersöz ile)

Moda Beyaz Fırın, açılış konsepti (basılı ve dijital mecralar için), 2023 (Burak Ersöz ile)

Beyaz Fırın 2025, yılbaşı konsepti ve ambalaj tasarımı, 2024 (Kübra Bayrakdar ile)
Bugüne dek sizi en fazla etkileyen tasarım hangisi ve neden?
Farklı dönemlerden, beni hâlâ etkileyen pek çok tasarım var. Üstünden yıllar geçse de Michael Bierut’un Saks Fifth Avenue kimliğine dokunuşu beni hâlâ çok etkiler. Yalın, çarpıcı ve zamansız işler yapan tasarım ofisi Pentagram’ın re-branding (markayı yeniden yapılandırma) işleri, Chermayeff & Geismar’ın Identify kitabında hikâyesiyle birlikte derlediği kimlik çalışmaları arasında seçemeyeceğim kadar çok iş var. Beni etkileyen tasarımlar genellikle kâğıdın ötesine geçip farklı mecralara taşınan, sadece kimliğin bütünlüğünü korumakla kalmayıp her mecrayı çarpıcı deneyimlere dönüştürebilen işler.
Yaşadığınız şehrin tasarımlarınızı etkilediğini düşünüyor musunuz?
Tasarımın ön aşaması olan hikâye ve persona çalışmaları mutlaka bir ucundan şehre dokunuyor. Tarih, gastronomi, sosyoloji ya da sanat… Bazen sadece kokular, sesler ve insanların katılımıyla oluşan ritim. Tasarımcının şehirle ilişkisini olmazsa olmaz bir kural olarak görmüyorum, ama benim için İstanbul az ya da çok mutlaka tasarım hikâyesinin bir yerinde var oluyor.
İşlerinizde telif sorunlarıyla karşılaştınız mı? Tasarım alanında dikkatinizi çeken ya da öncelikli gördüğünüz benzeri sorunlar nelerdir?
Telif, yasal bir konu başlığına dönüşmeden önce fikrî hak kavramının kişilerin zihninde anlaşılması ve kabul edilmesi gerekiyor. Konsept tasarımını ön çalışma olarak gören, yaklaşım ve konkur sunumlarını yaratıcı ekipten görev gibi bekleyen kitle hâlâ çoğunlukta. Tekil örnekleri yılgınlıkla görmezden gelsek de konsept tasarımı ve konsept hakları konusunda yasal süreçleri hassasiyetle yürütüyoruz. 2010’larda yaptığım bir ambalaj tasarımı konseptini birkaç ay sonra Alibaba’nın web sitesinde satışta görmüştüm. Üzerinden logoyu bile kaldırmadan kendi çektiğim fotoğrafla satışa koymuş, 1000 ve katları hâlinde üretip satıyorlardı. Türkiye’de ise ambalajı götürüp matbaaya aynısını yap logoyu değiştir diyen, bunu da yüzümüze karşı gülerek anlatan kişilerin, bu denileni de yapan uygulamacıların olduğu bir sektördeyiz ne yazık ki.
Bir de tersi var, yani başkasına ait bir tasarımı kopyalamanızı isteyenler. Bu kitleden acemilik yıllarımdan sonra uzak durmayı başarabildim, ama bu hâlâ var oldukları gerçeğini değiştirmiyor maalesef.

Arsavev, Ege’de Yeni Bir Yaşam, kampanya konsepti (dijital ve basılı mecralar için), 2026 (Burcu Salıcı, Kübra Bayrakdar ve Efe Çağlar ile)
İletişim tasarımı alanındaki güncel işleri takip ediyor musunuz? İlgiyle takip ettiğiniz tasarımcılar/projeler var mı?
Jessica Walsh ve Veronica Fuerte’nin işlerini yakından izliyorum, özgün yaklaşımları ve kendi belirledikleri sınırları olmasını hem zihin açıcı hem eğlenceli buluyorum. Özellikle gıda sektöründe multidisipliner işler yapan tasarım ofislerinden Wahaca’nın çok beğendiğim kimliğini de tasarlamış olan Without Studio, kimlik ve mimari tasarımı bir araya getiren Caulder&Moore, üretken ve net bir duruşu olan Perniclas Bedow’un kimlik ve ambalaj tasarımına yaklaşımlarını, çözümlerini çok beğeniyorum.
Ülkemizde çok yetenekli tasarımcılar ve tasarım ofisleri var, pek çoğunu beğenerek takip ediyorum ve sayılarının artmasından mutluluk duyuyorum. Türkiye’nin reklamcı ve tasarımcı nesillerini yetiştirmiş demirbaş üniversitelerinin yanı sıra son 15 yılda Bilgi Üniversitesi VCD mezunlarının da öne çıkıyor olması ayrı bir mutluluk veriyor.
Size göre iyi tasarım nedir?
Öncelikle doğru soruyu sorabilen, yanıtları farklı bakış açılarından ele alabilen, çözümü içselleştirilmiş ve zengin bir dille görselleştirebilen yaklaşımlar beni oldukça etkiliyor.
Son dönemde üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz var mı?
Ekip olarak son iki yılda gıdanın dışına çıkarak farklı sektörlerde iş üretmeye başladık. Kitap tasarımı çok sevdiğim ancak bugüne kadar sadece yemek kitapları konusunda çalışma fırsatı bulduğum bir alandı. İlk kez farklı bir konuda bir kitap tasarımı üzerine çalışıyorum. Gıda alanında ise ulusal bir marka için kimlikten ambalaja uzanan ve lansman sürecine doğru ilerleyen bir projeyi tamamlamak üzereyiz.

Doyuyo Gourmet Fried Chicken Restaurant, basılı ve dijital afiş tasarımı, 2023 (Burak Ersöz ve Kübra Bayrakdar ile)
Tasarım dışında uğraştığınız alan(lar) var mı?
Uzun yıllardır müzikle uğraşıyorum. Çocukluğumdan beri okul ve işin yanı sıra müzik ya eğitim ya da performans olarak devam etti hayatımda. Bugün de aktif olarak caz vokal çalışmalarıma devam ediyorum. Bilgi Üniversitesi’nde Güven İncirlioğlu’nun asistanı olarak Basic Design derslerine devam ettiğimde onun tasarımın temellerini fotoğraf dili üzerinden anlatması bana farklı bir perspektif kazandırmıştı. Müzik ve dans üzerinden Basic Design okuması yaptığım ya da ders içeriği hazırladığım çok oldu.
Ne zamandır GMK üyesisiniz? GMK’nın çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
2007 yılında üye oldum. Üyelik için başvuruda bulunduğum e-postayı daha dün gibi hatırlıyorum. Lisans eğitimim grafik tasarım üzerine olmadığı için üye olarak kabul edilmeyeceğimi düşünmüştüm. Yine de hikâyemi anlatıp çalışmalarımdan örnekler göndermiştim ve sorgulanmadan nezaketle kabul edilmiştim. O dönemler GMK yapılanmasında doğal olarak Mimar Sinan Üniversitesi, Marmara Üniversitesi başta olmak üzere grafik tasarımın nesillerini yetiştiren ekoller etkindi. Sergileri hiçbir zaman kaçırmazdım ama etkinliklere katılma konusunda çekimserdim. Son yıllarda GMK’nın çok daha sıkı ve sıcak bir iletişimle güzel işler çıkardığını düşünüyorum. Son birkaç yıldır mümkün olduğu kadar yakından takip ediyorum.

Mr. RAG Real Tenders Restaurant, kimlik ve görsel dünya tasarımı (basılı ve dijital mecralar için, 2025 (Burcu Salıcı ve Kübra Bayrakdar ile)
Mesleğinizin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Tasarımcının tarih boyunca farklı dönemlerde farklı ihtiyaçlara cevap verebildiğine tanık olduk. Araçlar ve düşünce şekilleri değişti. Ancak ister elle yazılıp çizilen reklam afişleri yapmak ister karmaşık işlemler için çok katmanlı arayüzler tasarlamak olsun, değişmeyen tek şey, tasarımcının fikri ve görsel yönetimi oldu.
Tasarımın insan hayatında zamanla daha önemli bir yer edindiğini ve gelecekte de edinmeye devam edeceğini düşünüyorum. Bugün gündelik hayatımızda görsel iletişim çok daha baskın. Farklı mecralardan görsel okumalar yapmamız gerekiyor ve bu rutin, hayatımızın bir parçası.
Günümüzde teknolojinin grafik tasarıma etkileri üzerine ne düşünüyorsunuz?
Dijitalleşme sürecinde şanslı bir zaman dilimine denk geldim. Yapay zekâ ve beraberindeki araçlar sayesinde sonraki adımların neler olabileceğini düşünmek bile heyecan verici. Teknolojinin insanları görsel olarak da besleyip eğitiyor olması, bireylerin tasarıma bakış açısını yukarılara taşıyor. Her yeni teknolojik atakta mesleklerin sonunun geldiği söyleniyor, ama fotoğraf çekmekten sosyal medya gönderileri tasarlamaya kadar görsel süreçler insanların gündelik hayatının ne kadar içindeyse, bireylerin görsel çıtası da o kadar yükseliyor.

Well Matt, dijital ilan tasarımı, 2021 (Burak Ersöz ile)
Grafik tasarımın toplum üzerindeki etkisi ve tasarımcının sorumlulukları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Tasarım, hayatımızın içerisinde ne kadar etkin olursa görsel çıtası o kadar yüksek nesiller yetiştirebileceğimizi düşünüyorum. Fonksiyonel olarak grafik tasarımın iletişimle kesiştiği nokta oldukça kritik ve hayatın çok merkezinde. AVM’deki yönlendirme tasarımından oy pusulasına kadar tasarım her yerde bizimle. Estetik olarak ise şehir ölçeğinde maruz kaldığımız öğelerden marketten parayla satın aldığınız naylon poşete kadar her şey sorgulanabilir, geliştirilebilir. Elbette herkes tasarımcı değil ama görsel iletişimin hem fonksiyonel hem estetik olarak belirli bir seviyenin üzerine çıkması bence toplumun kitap okuma oranı gibi belirleyici bir kriter. Tasarımcı üretim yaptığı her alanda ticari bir baskı altında olsa da görselliği ve fonksiyonelliğiyle iyi tasarımdan feragat etmemek için elinden geleni yapmalı.
Bugünkü siz, mesleğinin henüz başındaki size ne söyler?
“Yol üzerinde engeller de olacak, sürprizler de. İkisi de dünyanın sonu değil, heyecanını kaybetme,” derdi sanıyorum. Bir de yıllar önce birlikte proje yaptığım bir arkadaşımın sözünü kendime sık sık hatırlatırım: “Durman gerekiyorsa dur, dünya durmayacak merak etme.”